AKUPUNKTUR NEDİR?

1

AKUPUNKTUR NEDİR?

 

Akupunktur, Latince Acus (İğne) ve Puncture (Batırma) kelimelerinin birleşiminden oluşan bir deyimdir. İğne batırmak anlamına gelir. Akupunktur; vücuttaki yeri ve özellikleri belli olan  noktaların  genel olarak, çelik, gümüş veya altından yapılmış  iğnelerin   yanı sıra lazer iğne veya manyetik dalga  ile uyarılarak yapılan bir tedavi yöntemidir.

 

Akupunktur ülkemizde akupunktur eğitimi almış  hekimler tarafından yapılmaktadır.

            Akupunktur  tedavisinin 5000 yıllık bir tarihi vardır. İnsan vücudunda, akupunktur noktaları adını verdiğimiz elektriksel direnci düşük, elektriksel potansiyeli yüksek olan noktalar bulunmaktadır. Bu noktalar el ve ayak uçlarından başa kadar bütün vücudu saran ve meridyen adını verdiğimiz 12 çift ve 2 de tek olmak üzere 14 meridyen  üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca esktra akupunktur noktalarının bulunduğu ekstra meridyenler de bulunmaktadır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nünde resmi olarak kabul ettiği 361 ana akupunktur noktaları  ve 50 ye yakın da ekstra akupunktur noktası bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarla bu noktalara yeni noktalar ilave edilmektedir. Tedavide Vücuttaki bu noktalar kullanılır.

Akupunkturu tıpkı bir bilgisayara benzetebiliriz. Bilgisayardan hangi cevabı almak istiyor isek klavye üzerindeki ilgili tuşlara basmamız gerekmektedir.  İşte akupunktur iğneleri ile yeri ve özelliği belli noktalara uygulama yapıldığında, o noktalardan beyne sinirsel uyarılar gider. Bu uyarılar sonucunda gerek beyinde bulunan salgı bezlerinden ve gerekse iğne uygulanan bölgelerden salınan bir takım salgılar da gerekli tedavinin oluşmasını sağlar.

 

Akupunktur Noktasının özellikleri
1. Elektrik rezistansı (direnci) düşük olan alanlardır.
2. Dolayısıyla bu bölgenin elektrik potansiyeli 300 mV tan fazladır.
3. Yüksek elektrik kapasitesi vardır.(0,1–1 mF)
4. Bu noktalarda cildin nefes alması diğer bölgelerden daha fazladır.
5. Bu bölgelerin sıcaklığı diğer alanlara nazaran daha fazladır.
6. Bu bölgelerde ses sinyali daha fazladır. (2-15 Hz.,amplitüd ise 0.5-1 mV )

 

Akupunktur çeşitleri:

  1. VÜCUT AKUPUNKTURU: Vücuttaki noktalar kullanılır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nünde resmi olarak kabul ettiği 361 ve 50 ye yakın da ekstra nokta vardır.
    2. KULAK AKUPUNKTURU: Gene WHO tarafından 43 kulak akupunktur noktasının etkili olduğu tespit edilmiştir(Vücut noktalarının neredeyse % 10 nuna tekabül ediyor.
    3. YÜZ AKUPUNKTURU: Yüzdeki bazı özel alanlardır.
    4. AYAK AKUPUNKTURU
    5. EL AKUPUNKTURU: Suchzok Akupunkturu

6.PERİOST AKUPUNKTURU. Kemik periostunun akupunktur iğnesi ile uyarılmasıdır.

 

  1. BURUN AKUPUNKTURU: Özellikle Amerikalı Doktor Ralph Alan Dale tarafından araştırılmaktadır.

 

Akupuntur  Uygulama Yöntemleri
1. İğne
2. Lazer
3. Ultrason(ses dalgası)
4. Elektro-akupunktur(Noktaya belirli voltaj ve de frekansta alternatif akım uygulamak
5. Moksa (noktayı ısıtmak amaçlı kullanılan bir bitki=Artemisya Vulgaris)
6. Cupping (Kupa çekmek = şişe çekmek yani noktaya belirli bir ölçü ve sürede vakum uygulamak)
7. Tuina, An-Mo, Acupresure (Akupunktur noktasına özel masaj uygulaması)
8. Akupunktur noktasına belirli ilaçları enjeksiyonu(Serum fizyolojik, vitamin v.s.)
9. T.E.N.S Cilde iğne batırılmadan petler aracılığı ile elektrik akımı verilmesi.
 

 

AKUPUNKTURUN TARİHÇESİ  
 

AKUPUNKTURUN TARİHÇESİ

Akupunktur’un tarihçesi, 5.000 yıl öncesine kadar uzanır. Bu tıp bilimi gün geçtikçe tüm dünyada ve ülkemizde de saygın yerini alarak ilerlemektedir.

Han Hanedanlığı döneminde (M.Ö.206-M.S.220) kaleme alınmış olan  Shuo Wen Jie Za adlı kitaba göre  Akupunktur tedavisinde BİAN adı verilen taştan yapılmış iğneler kullanılmıştır. Zamanla bian taşlarının yerini balık kılçığı, kemik veya bambudan yapılan iğneler almaya başlamıştır. Günümüzde ise kıl kadar ince çelik,altın ve gümüş iğneler kullanılmaktadır.

Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili kitapların yazılması 1600’ lü yıllara kadar uzanır. Akupunktur ilk olarak Dabry (1853) ve Morant (1927) tarafından Batı’ya tanıtıldı.

Yine  eski Mısır tarihi Hiyelografik yazılarında (günümüzden 2500 sene önce )  Mısırlıların akupunktur iğnesi ile kulağın belirli bölgesini dağlayarak siyatik tedavisi yaptıkları görülmüştür.

Akupunktur 1970 yılından itibaren de WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından onaylanmış ve desteklenmiştir.

İlk defa 1972 yılında Amerikan başkanı Richard Nixon Çin’i ziyaret etmiştir. Gezi sırasında Amerikalı gazetecilerden biri apandisit olmuş olup apandisit ameliyatını akupunktur anestezisi altında hiçbir genel anestezi yapılmadan ağrısız bir şekilde yapılmıştır. Bu gören  Amerikalı bilim adamları bu tarihten itibaren akupunkturla çok yakından ilgilenmeye ve  eğitim almaya başlamışlardır.

Avrupa ülkelerine baktığımızda akupunkturla ilk ilgilenen ülke 2. Dünya Savaşı sıralarında (1945) Fransa olmuştur.

1957 de Fransa’da Dr. Nogier kulağın ters homunculus şeklinde olduğunu ve kulakta bütün vücut noktalarının bulunduğunu ileri sürerek auriküloterapi’yi geliştirmiştir.

TÜRKİYE’DE  AKUPUNKTUR

Son 40  yıldır dünyadaki bir çok tıp fakültesinde akupunktur  uygulanmaktadır. Akupunktur Ülkemizde  akupunktur tedavisinin, diğer tedavi metotlarında olduğu gibi, bilimsel yöntemlerle yapılmasının esas ve usullerini düzenlemek amacıyla 29.5.1991 tarih  ve 20885 sayılı Akupunktur tedavi yönetmeliği yayınlanmıştır. Böylece İlk defa  29 Mayıs 1991’de Sağlık Bakanlığı tarafından resmi olarak alternatif değil, bilimsel bir tedavi metodu olarak kabul edildi.

Bugün Ülkemizde devlet hastaneleri başta olmak üzere bir çok Tıp Fakültesi hastanelerinde de akupunktur uygulanmaktadır. Sağlık Bakanlığı 13 Mart 2002 tarih 24694 Sayı  ile  ‘Akupunktur Tedavi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ yayınlayarak  Akupunktur yönetmenliğinde düzenlemeler yapmıştır.

1991 yılında yayınlanan Akupunktur yönetmeliğinden sonra ilk defa 1994 yılında Trakya Üniversitesi Edirne tıp fakültesinde Akupunktur sertifika eğitimi verilmiştir.  Bu eğitimler Akupunktur dernekleri tarafından kurs, sempozyum ve kongreler şeklinde verilmeye devam edilmiştir. Türkiye’de İlk defa sağlık bakanlığının izni ile 2002 yılında Gazi üniversitesi Tıp fakültesince verilmeye başlanan Akupunktur eğitimleri halen bir çok  kamu ve özel üniversitelerde devam etmektedir.

 

AKUPUNKTURUN ETKİ MEKANİZMASI

Akupunkturun etki mekanizmaları Akupunktur noktasına iğne batırıldığı zaman, objektif ve subjektif etkiler gözlenir.

 1. Subjektif etkiler : Akupunktur noktasına batırılan iğne deride bölgesel olarak gerginlik, baskı, ısınma ve acı hissine yol açmaktadır. Buna Çin literatüründe “Deqi” denir (10). Akupunktur iğnesi batırıldığı zaman, noktanın çevresinde eritem oluşur. Bunun sebebi zarar gören hücrelerden salınan histamin, bradikinin ve benzeri maddelerdir.

2. Objektif etkiler

a. Sinir sistemi üzerine etkileri

b. İmmün sistem üzerine etkileri

c. Metabolizma üzerine etkileri

d. Gastrointestinal sistem üzerine etkileri

Akupunktur noktaya iğneyi batırdığımız zaman sinir ucu (Reseptör)   uyarılır ve bu uyarı sinir yoluyla omuriliğine ve oradan da beyindeki ilgili merkezlere ulaşır. Bunun sonucu olarak vücudumuzda çeşitli kimyasal maddeler değişik alanlarda salgılanır ve dolaşım yoluyla salgılanan kimyasal maddeler hastalıklı olan bölgeye ulaşırlar ve etkisini gösterirler.

Akupunktur tedavi etkisi 6 grupta toplanır:

1. Analjezik etki

2. Sedasyon etkisi

3. Homeostatik etkisi

4. İmmun stimulan etkisi (Bağaşıklık sistemi güçlendiren etki)

5. Psikolojik etkisi

6. Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi.

1.Analjezik etki:  Analjezik (Ağrı kesici) etki salgılanan Endorfin ve Enkefalinler ile elde edilir.(Endorfin ve Enkefalinler çok güçlü ağrı kesici özelliğe sahip kimyasal maddelerdir). Akupunkturun analjezik etkisi hemen tedaviden sonra görülür ki bu da artrozların, baş ağrılarının, bel ve boyun ağrılarının ve buna benzer ağrılı sendromların tedavisinde etkilidir. Bu salgılanan endorfin ve enkafalinler Ağrı eşiğinin yükselmesini de sağlayarak analjezik etkiyi artırırlar.

2.Sedasyon etkisi: Akupunkturun beyinde Dopamin, Serotonin, Endorfin, GABA (gama-amino-buterik-asid) salınımında artış sağladığı tesbit edilmiştir. Bu maddelerden Serotonin ve Dopamin insanda sedasyon sağlayan maddeler olup hastayı rahatlatır. Serotonin ve Dopamin artışı depresyon’da, insomnia’da, anksiyete’de, histeri’de, ilaç bağımlılıkları ve davranış bozukluklarında sedasyon etkisini artırdıkları tespit edilmiştir.Sedasyon etkisi Raphe sistem, Bazal ganglionlar, Retiküler formatio gibi bazı beyin bölgelerinin aktivasyonu ile sağlandığı tespit edilmiştir.

3.Homeostatik etkisi: Akupunktur Sempatik ve Parasempatik sinir sistemini dengeye sokarak homeostatik etki sağlar.

4.İmmun stimulan etkisi:  Akupunktur vücut direncini artırır. Vücudumuzun bağışıklık sistemini güçlendirerek bakteri ve virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardan korur. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır.Akupunktur tedavisinden sonra,lökositlerin (Beyaz kan hücreleri) arttığı,vücudun direnç gücünü oluşturan gamaglobulinlerin,antikor ve substanslarının kandaki seviyelerinin arttığı tesbit edilmiştir.

Akupunkturun immün sistem üzerine etkisinin,endojen opioidlerden beta endorfin (BE), LE ve metionin enkefalinin bu sisteme yaptığı etkilere bağlı olduğu düşünülmektedir. Elekroakupunktur uygulamasının dalakta BE salgılanmasını yükselttiği ve bunun sonucu NK hücre aktivitesini ve interferon gamma düzeyini artırdığı sonucuna varılmıştır. TNF-alfa, interferon gama, interlökin-1 alfa,interlökin-2 B hücre proliferasyonunu artırırken,interferon gama ve interlökin-2 de antikor yapımını artırmaktadır.

Endorfin ve enkefalinlerin NK hücre aktivitesi,sitotoksik T lenfosit generasyonu, monositkemotaksi, interferon gama, interlökin-1, interlökin-2, interlökin-4 ve interlökin-6’nın üretimini artırdığı tespit edilmiştir. Alfa, beta ve gamma endorfinlerin değişik immün fonksiyonlara sahip olduğu belirlenmiştir. Kanda ki lökosit, antikor ve gama-globülinlerin değerini artırarak bu etkiyi yapar ve böylece enfeksiyona karşı vücut direncini artırır.

 

5.Psikolojik etki:  Akupunktur uygulaması ile merkezi sinir sistemi ve plazmada düzeyi yükselen endojen opioidlerden enkefalinlerin ruhsal ve psikolojik durumu düzenlemede rol aldığı belirtilmektedir. Enkefalinlerin antidepresan, antikonvülsif ve anksiyeteyi giderici etkilerinin olduğu bilinmektedir. Akupunkturun  endojen opioidlere ilave olarak, merkezi sinir sisteminde serotonin düzeyini  artırdığı  gözlenmiştir.

Serotonin, ‘’mutluluk hormonu’’ adıyla bilinen ve ruh halimizi çok etkileyen bir hormondur. Serotoninin ,Sakinleştirici ve trankilizan etkisi vardır.  Günümüzde yapılan çalışmalar sonucunda depresyon, migren, obsesif kompulsif bozukluk, obezite, insülin direnci, fibromiyalji ve hiperaktivite gibi birçok hastalığın temelinde serotonin eksikliğinin olduğu düşünülmektedir.

serotoninin, kişinin kendini iyi hissetmesi, mutlu ve halinden memnun olması, iştahının ve seks dürtülerinin normal düzeyde olması ve psikomotor dengenin sağlanmasında etkilerinin bulunduğu tespit edilmiştir.

Serotonin  uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı isteklerle iştahı düzenler. Düşük serotonin miktarı, sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine neden olabilir. Mide ve bağırsak bölgesindeki kas sisteminin hareketlerini yönetir, ağrı algılama sisteminizi düzenler ve dinlendirici bir uyku sağlar. Serotonin düzeyi düştüğünde ise keyfimiz ve genel ruh halimiz etkilenir.
Bunun dışında insan vücudundaki serotonin düzeyini, çeşitli hormonlar da etkilemektedir. Örneğin kadın vücudundaki östrojende artma, serotonin düzeyinde de bir artışa neden olmakta; aynı şekilde, kadınların âdet görmeleri sırasında, östrojen hormonlarında düşüş olması, serotonin düzeyini de düşürmekte ve bu durum, kan damarlarının aşırı genişlemesi sonucu, kadınlarda migren başlamasına neden olabilmektedir.
Beyindeki bir serotonin eksikliği endojen depresyona yol açabilir, iştahı bozar ve obezite veya anoreksiya ve bulimia nevroza gibi diğer yeme bozukluklarına yol açabilir, ayrıca uykusuzluktan sorumlu olabilir. Migren atağından önce vücuttaki serotonin düzeyi yüksek olmakta, atak geçtikten sonra da düşmektedir. Ayrıca kalp krizi geçirmiş birçok hastanın depresif olduğu ve bu kişilerin idrarında daha çok serotonin atıldığı tespit edilmiştir. Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaçların serotonin düzeyini düşürdüğü tespit edilmiştir.
Serotonin yükseldiğinde veya yeterli olduğunda ise; moralimiz yüksek olur, rahat uyku uyuruz, iştahımız azalır,ruh sağlığımız düzelir,enerjimiz artar.Vücudumuzda bu kadar etkili olan bu hormonun düzensizliğinde birçok hastalık ortaya çıkar

 

6.Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi:  Akupunktur uygulaması ile motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi görülmüş ve bundan dolayı hemipleji (Felç) rehabilitasyonunda ve fasial paralizi( Yüz felci)  vakalarında tatbik edilmiştir. Akupunktur uygulaması sinir sistemini etkilemekte ve nöronlarda K+ , Na+ , Ca+ konsantrasyonlarında, merkezi sinir sisteminde beta endorfin ve lösin enkefalin gibi nöropeptidlerin ve aspartat gibi nörotransmitterlerin miktarlarında değişmelere neden olduğu gözlenmektedir. Araştırmacılar, akupunkturun etkilerinin beyin tarafından düzenlendiği görüşünde ağırlıklı olarak durmaktadırlar ve EA uygulamasının sinir hücresi aksiyon potansiyelinde güçlü bir değişmeye neden olduğunu belirtmektedirler. Paralizi olgularında geç safhalarda bile akupunkturla cevap alınabilmektedir.

Akupunktur,Kas, tendon ve kemik yapısını kuvvetlendirdiği tespit edilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda çalışma gücünü artırdığı tespit edildiğinden dolayı Sporcularda doping amacıyla kullanılmaktadır.

 

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Öncelikle hasta akupunkturist doktor tarafından muayene edildikten sonra (gerekli laboratuar ve radyolojik tahlillerden sonra ) tanı konur. Hasta muayene masasına hastalığın yeri ve hastanın durumuna göre yüz üstü veya sırtüstü uzandırılır. İsterse oturtulur.
Akupunkturda çok çeşitli iğneler vardır. Bunlardan en çok kullanılanı çelik iğnelerdir. Bu iğneler hemen hemen kıl inceliğinde çok sivridirler. Akupunkturist tarafından çok özel bir yöntemle hiç acı duymadan cilt altı veya kas içine batırılarak uygulanır. Bu noktalar bazen 20–30 saniye uyarılıp çıkarılabilir. Tedavi süresi 15 ila 45 dakika arasındadır.
İğnelerin uzunluğu 0,5–8 cm arasındadır. Kalınlıkları (Çapı) ise 0,18 ila 0,5 mm arasında değişir. İğneler genellikle disposable (tek kullanımlık) kullanılır veya otoklav (ameliyathane sterilizasyonunda kullanılır) ile steril yapılır.
Akupunkturda seansların sayısı hastalığın tanısına, süresi ve hastanın yaşına göre farklılık gösterir. Bu 3 ila 30 seans hatta daha uzadığı durumlarda olabilir. Genellikle 7–12 seans bir kür olarak kabul edilir. Her kür arasında 5 ila 10 gün ara verilir. Hastalığın seyrine göre kürlerin uzunluğu ayarlanır.
Bazı durumlarda kulaklara 5 ila 15 gün kalıcı iğne (raptiye biçiminde iğne) uygulanabilir.
İntra-dermal iğne adını verdiğimiz cilt altı iğneler uygulanıp burada 1 hafta bırakılabilir.
Ayrıca akupunktur noktalarına Lazer tedavisi de uygulanabilir. (Özellikle çocuk, çok yaşlı hastalarda ve iğne fobisi olanlarda)
Akupunktur noktalarına elektro-akupunkturda (noktalara alternatif akım, düşük voltaj ve amperli) uygulanabilir. Hastalığın durumuna göre frekansı 2 ila 2000 Hz (saniyede verilen elektrik stimülasyonu ) arasında değişir. Elektro-akupunktur ilk defa 1958 de Çin’de bademcik ameliyatı sırasında ağrı azaltıcı olarak uygulandı.
Ayrıca azda olsa akupunktur noktalarına sono (ses) dalgaları da uygulanmaktadır.
Amaç; hangi yöntem olursa olsun, akupunktur noktasını uyarmaktır. Aslında  bu noktaları masaj yaparak uyarıyoruz.

 

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR (WHO)

Dünya Sağlık Örgütü, ilk defa 1978 yılında Filipinlerde Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Daha sonra 1994 yılı İtalya Cervia’daki WHO Asamblesinde bu endikasyon  listesi genişletilerek kabul edildi.

Nörolojik Hastalıklar

ü  Migren,

ü  Baş Ağrıları,

ü  Gerilim ve boyun kireçlenmesine bağlı baş ağrıları,

ü  Trigeminal Nevralji,

ü  Fasial Paralizi (Yüz Felci)

ü  Unutkanlık,

ü  Vertigo (baş dönmesi)

ü  Disk Herniasyonu (Bel Fıtığı, Boyun Fıtığı),

ü  Siyatik Ağrısı,

ü  Multiple Skleroz (MS)

ü  Parkinson

ü  Felç (İlk 3–6 ay içinde)

Kalp Damar Hastalıkları

ü  Esansiyel hipertansiyon

ü  Burger (Trombo-anjitisobliterans) hastalığı

ü  Raynaud sendromu

Psikolojik  Rahatsızlıklar

ü  Stres,

ü  Depresyon,

ü  Korku,

ü  Panik Atak,

ü  Uykusuzluk ( insomnia )

ü  Sigara Bağımlılığı,

ü  Kilo Problemleri  (Obesite ,Zayıflama..)

ü  Alkol bağımlılığı ve detoksifikasyonu

ü  Tırnak yeme

ü  Morfin, kokain  bağımlılığı

Kemik, Eklem ve Kas  hastalıkları

ü  Fibromiyalji ve tendinitis

ü  Sırt ve bel ağrıları

ü  Boyun ağrısı

ü  Tenisçi dirseği

ü  Omuzun periartriti

ü  Topuk Dikeni

ü  Dupuytren Kontraktürü

ü  Carpal Tunel Sendromu

ü  Post herpetik ağrılar ( İnterkostal   

nevralji)

ü  Osteoartritis

ü  Servikal  Artroz  (Boyun Kireçlenmesi),

ü  Gonartroz  (Diz Kireçlenmesi),

ü  Gut artriti

ü  Kanser ağrılarında

ü  Romatoidartriti

Kulak Burun Hastalıkları

ü  Kronik Farenjit,

ü  Sinuzit,

ü  Allerjik Rinit,

ü  Meniere hastalığı

ü  Horlama,

ü  Gingivit (Diş Eti İltihabı),

ü  Dental ağrılar (Diş ağrıları)

ü  Temporo-mandibüler eklem (Çene eklemi) disfonksiyonu

Solunum yolu rahatsızlıkları

ü  Astım bronşiale,

ü  Kronik Bronşit,

ü  Allerjik Bronşit,

ü  Kadın Hastalıkları  ve Üriner sistem hastalıkları

ü  Gebelik bulantı ve kusmaları ( hiperemesis gravidarum)

ü  İnfertilite (Kısırlık (Organik bulgusu olmayan)),

ü  Adet Düzensizlikleri,

ü  Adet Sancıları (Primer dismenore ),

ü  Polikistikover sendromu (PCO)

ü  Doğum ağrısının azaltılması

ü  Enuresis Noctruna ( Gece İşemeleri )

ü  Erken Menapoz

ü  Tekrarlayıcı üriner enfeksiyonlar

ü  İdrar retansiyonu

ü  Renal kolik (Böbrek Taşı ağrılarında )

Gastro İntestinal  sistemi  hastalıkları

ü  Kabızlık ( Konstipasyon)

ü  Akut ve Kronik Gastrit,

ü  Gastrik Hiperasite,

ü  Ülseratif kolit

ü  Spastik kolon

ü  Akut ve Kronik Kolit,

ü  Kolesistit (Safra kesesi iltihabı)

ü  Kolelitiasis (Safra kesesi taşı)

ü  Akut epigastralji

ü  Peptik ülser

Metabolizma ve Endokrin Hastalıkları

ü  Tip 2 diabetesmellitus (Şeker hastalığı)

ü  Tyroid hastalıkları ve goiter

ü  Aşırı Terleme

Cilt Hastalıkları,

ü  Akne vulgaris

ü  Sellulit,

ü  Alopesi (Saç Dökülmesi )

ü  Psoriasis (Sedef Hastalığı)

ü  Pruritus ( Kaşıntılar )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş

Yazar Hakkında

1 Yorum

Bir Yorum Yaz